Nostalgia
Andrei Tarkovsky · 1983

"Bir damla bir damla daha iki damla etmez. Daha büyük bir damla eder."
Bazı filmler bir hikâye anlatmaktan çok insanın içinde bir yere dokunur. Andrei Tarkovsky’nin Nostalgia’sı benim için tam olarak böyle bir film. İzlerken İtalya’nın sisli sokaklarında, eski taşların ve su birikintilerinin arasında dolaşıyorsunuz ama bir süre sonra asıl yolculuğun dışarıda değil, insanın kendi içinde olduğunu fark ediyorsunuz.
Filmin merkezindeki Rus şair Gorchakov, İtalya’ya eski bir Rus bestecinin izini sürmek için gelir. Fakat memleketinden uzakta geçirdiği zaman, araştırmasını yavaş yavaş kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürür. Özlediği yalnızca Rusya değildir; geçmişi, evi ve belki de artık geri dönemeyeceği eski hâlidir.
Tarkovsky bunu uzun uzun açıklamaz. Su, sis, taş duvarlar, boş odalar ve sessizlik onun yerine konuşur. Kamera bazen öyle uzun süre bekler ki bir noktadan sonra filmi izleyen siz değilmişsiniz de film sizi izliyormuş gibi gelir. Nostalgia’nın ağır bulunmasının nedeni de biraz bu. Sabır istiyor; karşılığında ise kolay kolay unutulmayan görüntüler bırakıyor.
Özellikle Gorchakov’un elindeki yanan mumla havuzu geçmeye çalıştığı sahne filmin bütün duygusunu tek başına taşıyor. Mum sürekli sönüyor, o geri dönüp yeniden yakıyor ve tekrar deniyor. Çok basit görünen bu çaba, insanın içinde kalan küçücük bir şeyi ne pahasına olursa olsun korumaya çalışmasına dönüşüyor.
Belki de Nostalgia bu yüzden yalnızca memleket özlemi üzerine bir film değil. İnsan bazen bir ülkeyi, bir evi ya da başka birini özlediğini sanıyor; oysa biraz derine indiğinde özlediği şeyin kendi geçmişinden kalan bir parça olduğunu fark ediyor. Film bittiğinde de bu duygu sizinle kalıyor. Tarkovsky hikâyeyi sonlandırıyor belki ama insanda bıraktığı o eksiklik hissini sonlandırmıyor.
